T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ISPARTA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

Yaşamla ve İnançla Yoğrulmuş Kadim Şehir Yalvaç…

Yalvaç Müzesini gördünüz mü?

Yalvaç ve çevresinde ki tarihi eserler kadar bu yöreden çıkan çok sayıda eserin yer aldığı Yalvaç Müzesi Göller Bölgesinin en eski müzesi olma özelliği taşımaktadır.

1911–1922 yıllarında Men Kutsal Alanında, 1913–1924 yılları arasında ise Pisidia Antiocheiası’nda Michigan Üniversitesi adına W.Ramsay ve D.M.Robinson ekibi tarafından yapılan kazılar sırasında çıkartılan sayısı bir hayli fazla olan bezemeli mimari bloklar ile heykeltıraşlık eserleri 1920’li yıllardan itibaren ortaokul bahçesinde koruma altına alınmasıyla Yalvaçta müzeciliğin ilk nüvesi oluşturulmuştur. 1963 yılında yapımına başlanan müze, 1965 yılında tamamlanmış; tertip, tanzim ve teşhiri bitirilerek 9 Eylül 1966 günü halkın hizmetine sunulmuştur.  Öte yandan son yıllarda artan yerli-yabancı ziyaretçi sayısı da yeni bir teşhir tanzimin yapılmasını kaçınılmaz kılmıştır. Böyle bir gereksinimi göz önünde bulunduran Genel Müdürlüğümüzün yakın desteği sayesinde yeni düzenleme çalışmalarına 1998 yılında başlanmıştır. 2 yıl içerisinde başta depolar olmak üzere kapalı salonlardaki tüm vitrinler günün şartlarına uygun biçimde değiştirilmiş, yeni baştan ele alınmış, adeta yeniden yapılırcasına tüm teşhir yenilenmiştir. Çağdaş müzecilik anlayışı ile tümüyle yenilenen teşhir ve tanzimi tamamlanan Müze, 16 Temmuz 2000 yılında halkın hizmetine sunulmuştur.

Müzemizin teşhir salonu Prehistorik Eserler Salonu, Klasik Eserler Salonu, Etnografik Eserler Salonu ve St. Paul Salonu olmak üzere 4 salondan oluşmaktadır. Bahçemiz açık teşhirinde de taş eserlerimiz sergilenmektedir. Etnografya salonunun dar kenarında 19.yy.a ait bir evin malzemeleri ile aslına uygun olarak düzenlenen “Eski Yalvaç Evi” müzeye gelen ziyaretçilere bizden önceki kuşakların sahip olduğu ihtişam hakkında bir fikir vermektedir.

2016 sonu itibariyle 4065 arkeoloji, 24484 sikke ve 2432 etnografik eser olmak üzere toplam 30981 eserimiz bulunmaktadır. İstatistiki bilgilere göre müzemizin ziyaretçisi sayısı 12.624, Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nin ise 16.292 kişi’dir.

Ülkemizin en eski müzelerinden biri olması kültür varlıkları açısından oldukça zengin bir coğrafyada yer alması sebebiyle Yalvaç Müzesi ve Pisidia Antiokheia Örenyeri mutlaka gezilmelidir. 

Tokmacık Fosil Alanı

Yalvaç’ta yapılan tarih öncesi araştırmalar sonucunda, birçok yerleşme yerinin tespiti yapılırken, yörede doğa tarihi yönünden ilginç buluntular ele geçmiştir.       

1955 yılında Kuyucak Köyü’nün Yanıkgöğüsçay Mevkii’nde Geç Miyosen (7-8 milyon yıl önce) safhada yaşamış bir zürafaya ait fosiller ile 1970 yılında Yalvaç’ın güneybatısındaki Tokmacık Kasabası yakınında Burçak Kırı Mevkii’nde sınırlı bir alanda yapılan kazıda değişik türde memeli hayvanlara ait diş, çene, boynuz, ayak, kaburga ve omur kemikleri bulunmuştur. Bulunan kalıntılar gergedan, mamut, at, geyikgiller ve bazı yırtıcı etoburlara ait fosilleşmiş kemiklerden oluşmaktadır.

Men Kutsal Alanı Ve Men Kültü

Antiokheia antik şehrinin yaklaşık 5 km. (kuş uçuşu 3.5 km.) güneydoğusunda, yaklaşık 1600 m. yükseklikteki Gemen Korusu’nda, Anadolu’nun eski inanışlarından Ay Tanrısı Men adına yapılmış bir tapınak çevresinde toplanmış yapılardan oluşan bir kutsal alan bulunmaktadır.

Kutsal Alan, Antiokheia’nın Frig devrinden Erken Hıristiyanlık devrine dek baş tanrısı olmuş Men adına, tüm dünyada şehirleşmiş tek dinsel merkez özelliği taşımaktadır, benzeri yoktur.

Yalvaç’ın Tarihi

Yalvaç-Antiokheia tarihini yazan tüm araştırmacılar, Antiokheia’nın İ.Ö. 3. yüzyılda Helenistik krallıklardan Seleukid hanedanı tarafından kurulmuş olduğunu söylemektedirler. Ancak bölgede yapılan araştırmalar, yerleşime uygun olan bölgenin Geç Neolitik (İ.Ö.6.Bin) Dönem’den bu yana sürekli iskân edilmiş olduğunu göstermektedir.

Büyük İskender’in ölümünü takiben, Anadolu topraklarını paylaşım kavgasına giren generalleri arasında uzun süren savaşlar sonucunda, Pisidia bölgesi Seleukid Hanedanı kurucusu Seleukos 1. Nikator’un eline geçmişti. Helenistik dönemin karakteristik özelliği olarak işgal edilen yerler Helenleştirildiğinden, bölgedeki yerli halk üzerinde egemenliği sağlamlaştırma düşüncesiyle, stratejik öneme sahip yerlerde, genellikle akropoller (Grekçe, akros=yüksek, polis=şehir) üzerinde tahkimli şehirler kurulmuştur. Türkiye, Hıristiyanlığın en önemli ve kutsal sayılan yerleşimlerinden, kilise ve anıtlarından birçoğuna ev sahipliği yaptığı gibi, Hıristiyanlık tarihi açısından büyük önemi olan olaylara da sahne olmuştur.

Dolayısıyla izleri bugüne dek ulaşan Antiokheia’nın kuruluşu İ.Ö. 275 yılını işaret etmektedir. Fakat şehrin kuzeydoğusunda bulunan Men Kutsal Alanı kalıntılarının İ.Ö. 4. yüzyıla dek ulaşmış olması, bölgede daha önce bir klasik kültürün bulunduğunu kanıtlamaktadır.

Kazı çalışmalarına 2008 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararı ile Süleyman Demirel Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI tarafından başlanılmış, düzenli bir şekilde hem kazı hem de onarım ve restorasyon çalışmaları her yıl devam etmektedir.2014 yılından itibaren de Bakanlığımız izinleri doğrultusunda Men Kutsal Alanı kazı, temizlik ve restorasyon çalışmaları da Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI Başkanlığında devam etmektedir.

Selçuklular zamanında pek fazla bilgi sahibi olmadığımız Yalvaç, 1300 yıllarında bütün Anadolu gibi hareketli bir dönemden geçmiştir. Bu yıllarda Feleküddin Dündar Bey’den önce babası İlyas Bey Anadolu Selçukluları’nın bir uç beyi olarak bölgede bulunmuş, Selçukluların son yıllarında Göller Bölgesine gelerek Hamitoğulları Beyliği’ni kurmuştur. Beyliğin başkenti önce Uluborlu, sonra Eğirdir olmuştur. Hamitoğulları daha sonra hakimiyetlerini güneye genişleterek Antalya’ya dek ulaşmışlardır.  

  • müze1.JPG
  • yalvaç müze gece.jpg
  • yalvaç müzesi (2).JPG
  • Yalvaç Müzesi.JPG
  • ylvc.ms.gece.jpg